1951 yılında Malatya’nın Fethiye köyünde doğdu. Müziğe türküler, deyişler söyleyerek, bağlama çalarak başladı, herkes gibi. Böyle olunca da sanki anamdan doğduğundan beri müzikle uğraşıyor gibi hissediyor kendini. Her şeyi detaylarıyla pek hatırlamasa da. 14 yaşımdayken Arguvan da sahneye çıktı, kocaman salonda beş yüz kişiye mikrofonsuz türkü söyledi ve bol alkış aldı. O gün bu gündür müziğin içinde ve sahnededir.
Âşıklık geleneğine öykünüp, bağlama-türkü birleşimi ile ozanlığa özendi bir zaman. İşin mütevazı yanında kaldı. Hep yazdı-besteledi, çaldı –çığırdı ama yinede kendine ozan diyebilecek kadar donanımlı bulamadı. Ozanlık geleneğine olan saygısından böyle bir payeyi kendine iş göremedi . Halende aynı düşüncede.17
yaşındayken ilk 45’lik plağını yaptı ve profesyonel müzik hayatına da resmen
merhaba demiş oldu. 1968–1971 yıllarında, Ankara Birliği Sahnesinde (ABS)Semiha
ve zeliha B… Vasıf Öngören, Halil Ergün, Mustafa Alabora, Yaşar
Güner, Bersun Çağda gibi güzel insanlarla aynı sahnede çalışma şansını
yakaladı. Bu geçen dönem içinde, Tiyatro müzisyenliği ve oyunculuk
yaptı. Hayatının en güzel yıllarını yaşarken 12 Mart 1971
muhtırası, arkadaşlarını olduğu gibi onu da biçti geçti.
Bundan
dolayı da tüm hevesleri yarıda kalmış oldu. Sanat-kültür ve siyasi ortamların
yok edildiği o dönemlerde payına düşen acılardan fazlası ile tattı. Ortamın gün
be gün kötüye gittiği ve huzurlu günlerin gecikeceğini fark edince askere gidip
izini kaybettirdi. Askerlikten sonra sessiz sedasız Almanya’ya gitti.
Ondan önce Almanya’ya giden köylüsü Ali Ekber Aydoğan ile
“DERDİ YOKLAR” ikilisini oluşturdu. Yıllarca iyi işlere imza attılar.6
kaset, uzunçalar plak yaptılar.Konser verdiler, düğünlerde,barlarda
çalıp-çığırdılar.
Anlayamadıkları
bir anlaşmazlığın yüzünden 1986 yılının haziran ayında ayrıldılar.O gün,
bu gün bir daha da bir araya gelmediler.
BİR
ŞEHİR
Adını andıkça dilim takılır,
Sanki
yüreğime bir şey çakılır,
Orda
semah dönen nara yakılır,
Kızılırmak
boylarında bir şehir.
Aydınlığa
karanlıklar yağdırdı,
Ruhsati’yi
hanesinden kovdurdu,
Pir
Sultan’ı hınzırlara boğdurdu,
Kızılırmak
boylarında bir şehir.
Can
alıcı kuşlar oraya doldu,
Güneş
utancından sarardı soldu,
Otuz
yedi gülü dalından yoldu,
Kızılırmak
boylarında bir şehir.
Güvercinler gide baykuşlar öte,
Ne
kışın azala ne çilen bite,
Hafik’ten
bu yana Banaz’dan öte,
Kızılırmak
boylarında bir şehir.
DÜNYA
BARIŞ GÜNÜ
Taban
erenleri olamayanlar,
Ya
böğürür,ya bağırır,ya söver,
Sevgiden
şefkatten anlamayanlar,
Ya
savurur,ya devirir,ya döver,
Bir
öfke kusar ki her taraf batar,
Ne
varsa elinde kaldırır atar,
Yenilir
öfkeye battıkça batar,
Ya
kahrolur ya boğulur,ya boğar.
Ekmediği
ekinleri derenler,
Hoş
görmeyip her hatayı yerenler,
Uçan Güvercine zarar
verenler,
Ya
saldırır, ya öldürür,ya kovar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder