Sen, ser verip de sır vermeyen yoldaşım!
Mücadelemizin bayrağısın sen. Vartenikte karda, zemheride
dimdik ayakta kalışınla yenilmezlik bayrağını daha yukarlara çekip korku saldın
emperyalizmin yerli işbirlikçisi ağalara.
Munzur dağlarında avcıya teslim olmayan yaralı bir aslansın. Yaralı
olmasına rağmen kükremesi ile dağları inleten, zalim avcılara korku salan bir
aslan. Faşizimin iş birlikçi avcılarının yok edemediği korkulu rüyası dağların
aslanısın.
Kürecikten Varteniğe uzanan bir yolun sonunda Diyarbakır
zindanlarını dize getirişin ile yolumuza tuttuğun ışık beyinlerimizi
aydınlatmaya devam ediyor, etmeye devam edecekte.
Unutulmaz yoldaşım. Ne senin cellatların karşısında acıların hissettirmeden gülüp geçmen, davanı yaşamayı önünde tutman, işkencede çektiğin acılarla dalga geçmen asırlar geçse de unutulmaz yoldaşım. Diyarbakır zindanlarında gösterdiğin direngenlik, ser verip sır vermemek senden sonraki yetişen devrimcilere büyük bir önderlik oldu. Zulme ve işkenceye karşı direnişin, cellatları tedirgin etti. İşkence tezgâhlarında sen şaha kalkarken karşındaki oligarşik yapı küçülüyordu. Diyarbakır zindanlarını dili olsa da cellatları perişan edişini şimdiki nesile anlatsa. Anlatsa tırnakları çekilen yiğidin nasıl dayandığını, Can için cellada yalvarmadığını. Hani pir Sultan abdal diyor ya;
“Can için yalvarmam sana
Şahım şah bana darılır”
İşte böyle, Hasanoğlan köy Enstitüsü’nde başlayan
yolculuk Diyarbakır zindanlarında son bulsa da sen halkının gönlünde yaşamaya
devam ediyorsun ve asırlar boyu da devam edeceksin.
Dursunoğlu Ali Komünist Ozan
07.08.2009 Sarıgazi


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder