OSMANLIDA DEVRİMCİ OZAN;
HALK ŞİİRİNDE BAŞKALDIRININ SİMGESİ, HALK KAHRAMANI, KÖROĞLU
Narasıyla bu dağları deviren
Çamlıbel aslanı o Koç Köroğlu
Zenginden alıp da yoksula veren
Çamlıbel aslanı o Koç Köroğlu
Dursunoğlu Ali
KÖROĞLU
KİMDİR?
Köroğlu, 16. ve 17. yy da yaşamış ünlü bir halk ozanıdır.
Ama yalnızca ünlü bir halk ozanı değildir Köroğlu. Adı söylencelerle dünden bu
güne gelen bir halk kahramanıdır. Yiğitliği, mertliği ülkeden ülkeye, dönemden
döneme, bölgeden bölgeye aktardığı halk kahramanıdır.
Köroğlu
hakkında ilk bilimsel araştırmayı yapan Pertev Naili Boratav, Köroğlu destanı
adlı yapıtında, “ o, ister yaşamış bir bahadır, ister efsanevi bir şahsiyet
olsun, milletimin, zaman ve mekan içinde, bütün meziyet ve kusurlarını özünde
toplayan kahramandır.” Diyor. ( Öner Yağcı, Köroğlu yaşamı ve
şiirleri,s.13)
RUŞEN ALİ’NİN, KÖROĞLU OLARAK DAĞA ÇIKIŞI
Namı değer Ruşen Ali
Mesken etti çamlı beli
Seyit Yusuf’un er oğlu
Çamlı belde bir Köroğlu
Bazen uslu bazen deli
Dursunoğlu Ali
Köroğlu’nun, Çamlıbel’e çıkıp Osmanlıya bayrak
açması, Zalim Bolu beyinin, babası seyis Yusuf’un gözlerine mil çektirerek kör
etmesiyle başlar. Babasının gözleri yare bere içinde evlerine dönmesi ile
içinde Osmanlıya karşı bir intikam hırsı doğar. Babasının intikamını almak,
halkı ezen sömüren beyleri cezalandırmak ve varsılları, bezirganları soyup
topladığı parayı, malı yoksullara dağıtmak amacıyla çardaklı çamlıbele
yerleşir. ( Atilla Özkırımlı, Türk edebiyat Ansiklopedisi, s.771 )
Öte yanda da,
16. yy sonuna doğru Osmanlı da, bir başı bozukluk ve ekonomi dar boğazının
vermiş olduğu bunalım hakimdir. Bu başı bozukluğu, iyi kullanan Osmanlı
yöneticileri, bunalımı, halkı sömürmekle, vergi üstüne vergi koymakla, üretilen
mahsulleri harmanlarından alıp gitmekle aşacaklarını düşünerek, halkı yokluk ve
sefalet içinde bırakırken, kendileri saraylarda günlerini gün ederler. Karşı
çıkanlara baskılar, zulümler, Köyleri yakmalarla sindirmeye çalışırlar. Tam bu
bunalım ortamında ve acımasız dönemde, kendini halktan yana sayan ozanlar
siyasal mücadeleye katılıp, halkı uyandırmaya, zorbalarla mücadele etmeye
çağırıyordu. Köroğlu’da bunlardan en etkilisi idi. Halkı soyan bu zorbalara,
Köroğlu’nun karşı çıkışı, onun büyüklüğünü, ezilenden yana olduğunu her zaman
geçerli kılacaktır.
Çağında,
dünyanın en büyük yağma ordusuna sahip Osmanlı devletine kafa tutan bu yiğit
çeteci, halk gücünün 16. yy da billurlaşan bir örneğidir. ( Rıza Zelyut,
Halk şiirinde gerçekçilik,s.88 )
Köroğlu’nu, çarpık düzen ve feodal yapının getirmiş
olduğu yanlışlıklar, baskılar ve babasının intikamı dağa çıkarmıştır. Eşkıya
etmiştir. Bu eşkıya öyle bir eşkıya ki, içinde bulunduğu düzenin kötülüklerine
başkaldıran, zayıfı koruyan, bezirganlardan ve varsıllardan aldığını yoksullara
dağıtıp onları yoksul halkın üstünde egemenlik kurmasına aman vermeyen, onlarla
türküleriyle alay eden. Her kavganın zaferinden sonra sazını eline alıp onları küçük
düşüren koçaklamalar söyler ve arkasından arkadaşlarına şöyle seslenir.
Yürü beyler yürü şatlar kuşanın
Kılıç çekin düşmanlara döşenin
Başın kesin beyler ile paşanın
Durman hemen çekin göçleri şimdi.
Anadolu da 16. ve 17.
yy da Osmanlı devlet yönetimine karşı çıkan ayaklanmaların genel adı
Celali ayaklanmalarıdır. Osmanlı devletinin içinde bulunduğu toplumsal ve
ekonomik bunalım sonucu dini ayaklanmalar görünümün de ortaya çıksa da, daha
sonraları, haksız uygulamalar, işsizliğe, askeri ve idari yönetim baskılarından
doğan baskıcı ve feodal düzene karşı çıkışa dönüştü.
AYAKLANMALARA VE BAŞKALDIRIYA NEDEN OLAN NESNEL KOŞULLAR
Bu dönemde ki ayaklanmaya ve başkaldırıya ne kadar seyis
Yusuf’un gözlerinin kör edilmesi neden olsa da, Osmanlının bir çıkmaz içinde
olduğu döneme rastlar. 16.yy ortalarında itibaren Türkiye de ki ekonomik ve
yönetsel düzenin, dirlik ve düzenliğin kalmadığı bir dönemdir. Anadolu Türk
halkı, Osmanlı imparatorluğu’nun kuruluşunu başarı ile bütünlemiş olmasına
rağmen, sağlam bir iktisadi düzen geliştirilmedi. 16.yy sonlarına doğru her
alanda dayanılması güç bir darlık yaratan iktisadi sarsıntı devlet ve toplum
yaşamına önemli yıkıcı etkiler getirmiştir. İstanbul da oturup da çeşitli
vilayetlerde hasları ve çiftlikleri bulunan “rical” ve sancak beyleri ve beyler
beylerinden oluşan ümare, köylünün sırtından servetlerini çoğaltmaktadır.
Bunların “ekabir” denilen adamları da köylüye baskı ve zulüm yapmaktadır. Yani
Osmanlı saltanatı tüm kademesiyle halkı ezmektedir. İşsizlik ve açlık büyük
ölçülerde boy göstermektedir. Köylüler de bile yaşam bozulmuş, düzen
kalmamıştır. Bu başı bozukluk 1550-1603 yılları arasında ki “ celali
ayaklanmalarını başlatmıştır. Buna, Yavuz Sultan Selim’in Anadolu’da Alevilere
karşı giriştiği sert, zalimce ve kanlı katliamlarda önayak olmuştur. (
Mustafa Akdağ, Türkiye’nin dirlik ve düzenlik kavgası/ Celali isyanları)
Yaygınlaşan 16. yy sonu bunalımının
ilk tanınmış Celali önderi, Bolu ve Gerede yöresinde 1581 de ortaya çıkan
Köroğlu Ruşen’di. ( Ruşen Ali ) O dönemde, Osmanlıda da büyük ekonomik
bunalımların yanı sıra idari boşluklardan doğan keyfiyetçilik var idi. Bu
keyfiyetçilikten de en çok zararı halk görüyordu. Köroğlu da tam bu başıbozuk
düzenin hüküm sürdüğü bir dönem de, halkın önderliğine soyunmuştu. Köroğlu’na
yalnızca dirliği bozulan değil, geliri azalanlar, küçük dirlik sahipleri,
tımarlı sipahiler ile eyalet yöneticilerinin haksızlığına, zulmüne uğrayan
büyük tımar ve zearet sahipleri de katılmıştı. ( Ana Britannica, Hürriyet
Yay. S.361 )
Köroğlu, halkın gözünde
mert bir insan, çetin bir yiğittir. Zalimlere karşı amansız, yoksullara karşı
koruyucu ve babacandır. Köroğlu iyilik etmeyi seven, zayıflara dokunmayan,
halkı ezen derebeylerine karşı savaşan, halktan yana, halkçı bir
yiğittir. ( C.Öztelli, Köroğlu, Dadaloğlu, Kuloğlu, S.18)
Yiğit ve mert bir kişiliği
olan Köroğlu, her Türk gencinin ruhunda onun gibi karakterli olma, onun gibi
halk sever olma duygusu vardı. Halk şiirinin koçaklamalarında hep o örnek
alındı. ( a.g.e.s.11)
Eğer kendilerde erlik var ise
Gelsin dövüşelim Bolu beyleri
Kanından susayıp candan geçerse
Gelsin dövüşelim Bolu beyleri
------------------------------------
Karşıda durana kalmaz kararım
Doğrulup gelene yoktur zararım
Ya şehitlik ya gazilik dilerim
Gelsin dövüşelim Bolu beyleri
--------------------------------------
Saygı değer C. Öztelli,
yazısının ilerleyen satırlarında, Köroğlunun davranışlarının örnek alınacak
davranışlar olmadığını da belirtiyor. Burada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim,
Köroğlu’nu, Osmanlıya sahip çıkan hiçbir Türk genci kendine örnek almaz. Çünkü
onun yaptığını, Osmanlıya karşı yapılmış bir eşkıya ayaklanması olarak
değerlendirirler.
İşin özüne bakacak
olursak, o dönemde eşkıya’nın ta kendisi Osmanlı yönetimidir. Ve de Osmanlının
içinden çıkan kolluk güçleridir. Burada, Öztelli söylediği ile çelişkiye
düşüyor. Çünkü başka bir pasajında, Köroğlu’dan, paylaşımcı, halktan yana diye
aktarıyor. Hiçbir eşkıya, paylaşımcı veya halktan yana olmaz. Dağda aç
kaldığında yoksul zengin diye ayırt etmeden her iki tarafa da zulüm eder.
Köroğlu’na bakacak olursak, eşkıyalık yapan, halkına zulüm eden bir düzene
karşı ayaklanmadır. Halkı eşkıyadan korumaktır.
Bu
değerlendirmeyi yaparken, dünyaya bakış ve algılayış açısı çok önemli. Eğer bir
Osmanlı kafasıyla bakacak olursak, Sayın Öztelli’ in söyledikleri doğru. Ama,
kendi yy bakıp da,çağdaş bir dünya, baskıdan, sömürüden uzak bir yaşam
ortamında değerlendirdiğimiz zaman, yanılsama olduğu ortaya çıkar.
16. yy ikinci yarısında yaşadığı tahmin edilen Köroğlu, Osmanlı devletinin o
dönemde sürdürdüğü baskıcı, adaletsiz düzenine yiğitçe başkaldırdı. Halkın
zulüm ve haksızlığa karşı direnme gücünü artırdı. Onlara öncülük etti. Dostluk,
kavga ve doğa sevgisiyle beslenen temiz dili, tok söyleyişi ve gür sesiyle
savaş ve yiğitlik edebiyatının unutulmaz örneklerini verdi. ( Asım Bezirci,
Türk halk şiiri, 1.cilt s. 187 )
Çağından sorumlu hangi halk ozanı, Köroğlu’nun vermiş olduğu mücadeleyi vermez.
Yada bu ozan olmaya da bilir, bu bir halkını seven. Sınıf önderi de olabilir.
Önemli olan halkı uyandırmak, haksızlığa karşı ayaklandırmak değimlidir.
Köroğlu’nun ayaklanmasında da ne kadar babasının intikamı öne çıksa da,
ayaklanmanın özünde kaltak Osmanlının çarpık düzeni oluşturmaktadır. Ama,
bir başkaldırıyı harekete geçirmek içinde bir kıvılcım gereklidir. Köroğlu’nun
babasına yapılan zulümde burada ateşi tutuşturmaya bir kıvılcım olmuştur.
Sonunda da bireysellikten kurtulup halk hareketine dönüşmüştür. Çünkü buradaki
başkaldırı evrilerek celali ayaklanmalarına kadar gitmiştir.
Şunu da iyi anlamak lazım, Köroğlu’nun kavgaya çağırdığı beyler, Bolu beyinin
nezrin de, bu çarpık düzende ki kan emici beylerin top yekunudur. Fakat
Köroğlu’nun, Bolu beyinde intikamı olduğundan onu yok etmeye girişmiş ve ona
meydan okumuştur. Ona meydan okurken de tüm Osmanlı beylerine seslenmiştir.
Burada amaç sadece Bolu beyini ortadan kaldırmak gibi görünse de, buradaki
ayaklanma ve başkaldırı evrenseldir. Yani bütün feodal yapıya karşıdır. Temel
öz burada ki çarpık yapıya dayanmaktadır. Eğer yapıyı temelden yıkamazsan,
yüzeyden yıkıntılar bir şey değiştirmez, yani gidenin yeri sistem tarafından
tez elden doldurulur. Amaç feodal yapıyı temelden yıkıp düzen değiştiği anda
sorun kökten hallolmuş olur. Günümüzde de sorun aynı değil mi? Sorun
Emperyalist düzeni yıkmak değil mi? Çünkü bu emperyalist düzen yıkıldığı zaman
sınırlar ve sınıflar ortadan kalkmış olacak. Demek ki, Köroğlu’nun mücadelesi
de devrimci savaşımımız da hem edebi yönden, hem de başkaldırı
yönünden ışık tutmuş olmuyor mu?
Köroğlu’nun
şiirlerinde kavga duygusu egemendir. Bu egemen duygu kendi yapısına uygun bir
biçim ve sesi de birlikte taşır. Yapmacılıktan uzak tok ve gür bir ses, yaşamın
içinden süzülerek yükselir. ( Rıza Zelyut, Halk şiirinde gerçekçilik,
s.89)
Yürüyün aslanlar savaş edelim
Buna kavga derler bey ne paşa ne
Haykırıp haykırıp kelle keselim
Seyreyleyin eli ayağı şaşana
-----------------------------------
Köroğlu der durun edek cengimiz
Bundan belli olsun yiğit hangimiz
Üç saat sürmeli burada hengimiz
Tarih yazın şu dağlara nişane.
Köroğlu’na bir halk kahramanı
demiştik, kahramanlıktan öte büyük bir halk önderi. Bu halk yıllardan beride
önderlerini unutmamıştır ve de unutmayacaktır. “ Köroğlu halk şiirimiz için de
kavganın, özgürlüğün sembolüdür.” ( Seyit Kemal Karaalioğlu, Türk edebiyatı
tarihi, s.491 )
HALK
OZANI KUL SEFİLİ
Komünist Ozan - Dursunoğlu Ali